Fluent Fiction - Turkish: Winter's Blossoms: A Love Story Beyond Seasons Find the full episode transcript, vocabulary words, and more:fluentfiction.com/tr/episode/2026-02-14-08-38-20-tr Story Transcript:Tr: Soğuk kış sabahı, Zehra yavaşça çiftliğin kapısından içeri girdi.En: On a cold winter morning, Zehra slowly entered through the farm's gate.Tr: Ayaklarının altında ezilen yaprakların hışırtısı, kafasındaki düşünceleri bastırıyordu.En: The crunching of leaves under her feet suppressed the thoughts in her head.Tr: Etraf, kışa münhasır bir sessizlikle kaplıydı.En: The surroundings were enveloped in a tranquility unique to winter.Tr: Çiçekler ise, beklenen yazı hatırlatan küçük bir umut ışığı gibiydi.En: The flowers, meanwhile, were like a small glimmer of hope, reminding of the awaited summer.Tr: "Merhaba, hoş geldiniz!En: "Hello, welcome!"Tr: " diye neşeyle seslendi Ayşegül, çiftlik sahibi.En: exclaimed Ayşegül, the farm owner, cheerfully.Tr: Başında kocaman bir örgülü atkı, yüzünde sıcak bir gülümseme vardı.En: She wore a large knitted scarf and had a warm smile on her face.Tr: Zehra ile göz göze geldiğinde, Ayşegül'ün gözleri parladı, "Ne arıyorsunuz?En: When she met Zehra's gaze, Ayşegül's eyes sparkled, "What are you looking for?"Tr: "Zehra, "Sevgililer Günü için özel bir şey arıyorum.En: Zehra replied, "I'm looking for something special for Valentine's Day.Tr: Birine duygularımı anlatmak istiyorum," dedi, sesi hafifçe titreyerek.En: I want to express my feelings to someone," her voice quivering slightly.Tr: Emre de aralarına katıldı, elleri cebinde, etrafına bakarken, "Belki az bulunur bir şeyler vardır," diye önerdi.En: Emre joined them, his hands in his pockets, looking around.Tr: O, Zehra'nın çiçek sevgisini yakından tanıyordu.En: "Maybe there are some rare things here," he suggested.Tr: Ancak kışın ortasında, çiçekler sınırlıydı.En: He knew of Zehra's love for flowers closely.Tr: Renkler solgundu, tomurcuklar ise temkinliydi.En: But in the middle of winter, flowers were limited.Tr: Zehra bir an için umutsuzluğa kapıldı.En: The colors were faded, and the buds were cautious.Tr: Ama Emre'nin varlığı ona cesaret veriyordu.En: For a moment, Zehra despaired.Tr: Ayşegül, her zamanki neşesiyle onları farklı bir köşeye yönlendirdi.En: But the presence of Emre gave her courage.Tr: "Burada işinize yarayacak bir şeyler olabilir," dedi ve Zehra'ya nazikçe işaret etti.En: Ayşegül, with her usual brightness, directed them to a different corner.Tr: Zehra, taç yapraklarının renkleri hâlâ cılız olan birkaç çiçeğe baktı.En: "There might be something useful for you here," she said, nodding gently towards Zehra.Tr: Yapraklar arasında, kışa dair bir hikaye anlatan küçük tomurcuklar vardı.En: Zehra looked at a few flowers whose petal colors were still faint.Tr: Gözlerini çiçeklerin arasında gezdirdiğinde, kalbinin derinliklerindeki kelimeler birer birer şekil bulmaya başladı.En: Among the leaves were small buds telling a story of winter.Tr: "Emre, Ayşegül," dedi kararlı bir sesle, "Kış çiçeklerinin kendi güzelliği var.En: As her eyes wandered among the flowers, words from the depths of her heart began to take shape one by one.Tr: Belki de söylemek istediğim şeyi, en güzel onlar anlatabilir.En: "Emre, Ayşegül," she said in a determined voice, "Winter flowers have their own beauty.Tr: "Emre gülümsedi.En: Maybe they can express what I want to say most beautifully."Tr: "Cesaretin cesaret verici, Zehra," dedi.En: Emre smiled.Tr: Ayşegül, çiçeklerden bir buket oluştururken, Zehra başında durdu, özenle seçilen her yaprağa anlam yükledi.En: "Your bravery is inspiring, Zehra," he said.Tr: Her tomurcuk, her yaprak, her küçük çiçek Zehra'nın yüreğinde yeni bir umut köprüyor, konuşamadığı kelimeleri dile getiriyordu.En: As Ayşegül created a bouquet from the flowers, Zehra stood by, imbuing each carefully selected leaf with meaning.Tr: Sonunda, elinde farklı tonlardan oluşan, benzersiz bir buket vardı.En: Each bud, each leaf, each little flower bridged new hope in Zehra's heart, voicing the words she couldn't speak.Tr: Kırmakta olan tomurcuklar ve yeşil yapraklar, kışın ortasında gizlenen güzelliği hayal ettiriyordu.En: Finally, she held in her hand a unique bouquet of varying shades.Tr: Teşekkür ederek çiçek çiftliğinden ayrıldığında, Zehra'nın yüreğinde hafif bir güneş açtı.En: The budding flowers and green leaves conjured the hidden beauty of winter.Tr: O günü, çiçeklerin zarif dokunuşu ve arkadaşlarının desteği sayesinde, kalbindeki huzursuzluk dağılmıştı.En: As she left the flower farm with thanks, a light sun rose in Zehra's heart.Tr: Zehra artık biliyordu;En: Thanks to the gentle touch of the flowers and her friends' support, the unease in her heart had dispersed that day.Tr: ...
Voir plus
Voir moins